Bugün |


1..

Bu Hafta |


1..

Bu Ay


1..

-- İlber ŞİYAK - Makedonya'nın Batısında Torbeş Gerçeği

 -- İlber ŞİYAK   - Makedonya'nın Batısında Torbeş Gerçeği
yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
 

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 0000-00-00 - 00:00 - Bu haberi 1257 kişi okudu.


Saygıdeğer okurlarım; Öncelikle şu hususu kesin olarak bilinmesinde yarar olduğunu düşünüyorum. Bizlerin, Türkiye'ye göç etmiş olan hemşerilerimizin Rumeli'den gelmiş oldukları ülkeler ile yakın akrabalık bağları her zaman varola gelmiştir. Bu itibarla ge

Mkedonya'nın Batısında Torbeş Gerçeği -1

Perşembe, 27 Aralık 2012 21:11

Saygıdeğer okurlarım; Öncelikle şu hususu kesin olarak bilinmesinde
yarar olduğunu düşünüyorum. Bizlerin, Türkiye'ye göç etmiş olan hemşerilerimizin Rumeli'den gelmiş oldukları ülkeler ile yakın akrabalık
bağları her zaman varola gelmiştir. Bu itibarla geride bıraktıklarımız,
bizim ciğerimizin yarısıdırlar. Rumeli'de geride bıraktığımız kardeşlerimize ilgi duymak, onların her halleriyle ilgilenmek ve geçmişten geleceğe uzanan kültürel varlıklarımızı araştırıp yaşatmak ve paylaşmak bizlerin asli görevlerinden biridir. Ben böyle düşünüyorum. Zira benim akrabalarımın yarısı bu günkü Makedonya'da yaşamaktadırlar. Bizlere ait olan kültürel objelerimizi, gelenek ve göreneklerimizi bizden sonraki kuşaklara aktarmak zorundayız. Çocuklarımız ve torunlarımız kim olduklarını, nerede yaşadığımızı ve neden göç ettiğimizi iyice bilmek zorundalar. Bu itibarla bu konuda az da olsa bir katkım olduysa
ne mutlu bana. Şubat 2011 tarihinde yazmış olduğum; MAKEDONYA REKALAR KAZASINDA TÜRK İZLERİ, isimli kitabım yayınlandığı günden bu yana, gerek yurt içinden siz değerli hemşerilerim ve gerekse yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin bana en çok sordukları soruların başında; Hocam, biz Torbeşler kimleriz?
BÖYLE BİR IRK VE KAVİM YOK
Bakınız değerli okurlarım; Öncelikle şu hususu açıkça belirtmek isterim ki, dünyada Torbeş - Pomak ve Potur diye bilinen bir etnik
ırk ve kavim yoktur! 4. yüzyılın başından itibaren batıya doğru ilerleyen Hunlar,
376 yılında Volga ırmağını geçerek, Balkanlar'da yerleşmeye başlamışlardır.
Attila önderliğindeki Hunlar, zamanla güçlerini kaybedince Slav göçlerini takip eden Türk Boyları, bölge halkının arasında asimile olmuşlardır. Osmanlı'nın Balkanlar'ı fethinden sonra, Türk örf ve ananelerine uygun olarak yaşamaya başlamışlardır. Şehirlerde ve ovalarda yaşayanlar, kısa sürede Türkçe'yi
öğrenip konuşmaya başlamışlar ve Türk - Yörük topluluklarına karışıp yaşamlarına devam etmişlerdir. Fakat Özellikle, Makedonya'nın Batısında dağlık kesimlerde Türkçe tam olarak yaygınlaşamamıştur. Bu bölgede özellikle; Osmanlı Devleti'ne 400 yıldan fazla bir süre sadakat ile bağlı olan kardeşlerimize ve bizlere, Osmanlı'nın bölgeyi terk ettiği 1912 yılından sonra, Sırp Krallığı tarafından sistemli olarak uygulanan asimilasyon politikaları neticesinde bölge halkına önce Türkçe unutturulmuş, ardından; bir torba hurda (çökelek) karşılığında ve kılıç zoru ile Müslüman oldukları söylenerek, aşağılarcasına bu özde Türk- İslam soyundan gelen kardeşlerimize,
Torbeşler demeye başlamışlardır. Bölge halkının 500 yılda tam 6 kez soyadları ve etnik kimlik ibareleri değiştirilmiştir. Halbuki; Osmanlılar bölgede yaşayanları, Slavların iddia ettikleri gibi, kılıç zoru ile Müslümanlaştırmış olsalar idi, günümüzde bölgede bırakın insanları, horozlar dahi Allahuekber derlerdi !!! Oysa bölgeyi tanıyanlar gayet iyi bilirler ki, zorla Müslümanlaştırmayı bırakın, bilakis Osmanlı bölgede yaşayan Hıristiyan ahalinin, Manastır ve kiliselerini onarmış, ibadetlerine açık tutmuş ve kendilerine her türlü dini özgürlüklerini tanımıştır. Bizler; Makedon olsaydık,
atalarımız neden Makedonlardan baskı ve zulüm gördüler? Ben 60 yaşıma geldim, Makedonya'ya defalarca gittim. Ammaaaaa.... Hem Makedon olup,
hem de Müslüman olana hiç rastlamadım. Önce 1945’te kabul edilen ve 1968 yılından itibaren de Yugoslavya Devleti tarafından uydurulan, Makedonski Muslimani safsatasına da hiç inanmıyorum. Atalarımız neden göçe zorlandılar?
İşte asıl düşünülecek mesele budur. Şu hususu da iyi bilmek gerekir. Bölgede;
Osmanlılar'dan önce Hıristiyanlar yaşamaktaydı.
OSMANLI ASKERLERİNİN TORUNLARI
Reka Bölgesi'nden örnek vermem gerekirse, köylerdeki Hıristiyanlardan bazılarının İslamiyeti kabul ettiklerini ve bizlere karıştıklarını, bazı Makedon ve Türk Tarihçiler ise; Burada askerlik yapan Osmanlılar 'dan bazılarının bu köylerdeki Makedon kadınlar ile evlendiklerini ve bu evliliklerden doğan çocuklarını Torbeş diye nüfus kütüklerine yazdırdıklarını iddia etmektedirler. Makedonya'da Torbeşler genellikle; Şardağ - Korab - Bistra - Deşat -Stogovo -Kırçin dağları arasında ve Köprülü ( Veles ) -Prilep- Debre - Struga - Gostivar - Kalkandelen ( Tetovo), Tikveş- Kavadartsi ve Üsküp civarında yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bulgaristan 'da Pomak olarak adlandırılmaktadırlar. Özellikle Balkan Harbi'nden sonra bu insanlar, kendilerini TÜRK hissettiklerinden dolayı Slavlaşmayı kabul etmeyerek, ölümü göze alarak, gizlice ve kitleler halinde TÜRKİYE' ye göç etmişlerdir. Balkan Savaşları sırasında sadece; Tikveş bölgesinden 24 Torbeş köyü göç etmiştir. 18 bin kişilik Türk nüfusa sahip olan Tikveş bölgesi göçler sonrası, 1931 yılında 4 bin 100 'e, günümüzde bu sayı 452'ye düşmüştür. 19. yüzyılda 8 bin 605 olan Torbeş nüfusu, 1931'de 3 bin 166'ya, günümüzde ise yok denecek sayıya gelmiştir. Bu örnek sadece Tikveş bölgesine aittir. 1958 – 1962 yılları arasında Rekalar bölgesinden yoğun bir göç yaşanmıştır. Kısaca; hiç kimse durup dururken göç etmez !!! İşte böyle değerli okurlarım..! Bu gerçekleri bilmemiz gerektiğine inanıyorum.!
Saygıdeğer okurlarım; Öncelikle şu hususu kesin olarak bilinmesinde
yarar olduğunu düşünüyorum. Bizlerin, Türkiye'ye göç etmiş olan hemşerilerimizin Rumeli'den gelmiş oldukları ülkeler ile yakın akrabalık
bağları her zaman varola gelmiştir. Bu itibarla geride bıraktıklarımız,
bizim ciğerimizin yarısıdırlar. Rumeli'de geride bıraktığımız kardeşlerimize ilgi duymak, onların her halleriyle ilgilenmek ve geçmişten geleceğe uzanan kültürel varlıklarımızı araştırıp yaşatmak ve paylaşmak bizlerin asli görevlerinden biridir. Ben böyle düşünüyorum. Zira benim akrabalarımın yarısı bu günkü Makedonya'da yaşamaktadırlar. Bizlere ait olan kültürel objelerimizi, gelenek ve göreneklerimizi bizden sonraki kuşaklara aktarmak zorundayız. Çocuklarımız ve torunlarımız kim olduklarını, nerede yaşadığımızı ve neden göç ettiğimizi iyice bilmek zorundalar. Bu itibarla bu konuda az da olsa bir katkım olduysa
ne mutlu bana. Şubat 2011 tarihinde yazmış olduğum; MAKEDONYA REKALAR KAZASINDA TÜRK İZLERİ, isimli kitabım yayınlandığı günden bu yana, gerek yurt içinden siz değerli hemşerilerim ve gerekse yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin bana en çok sordukları soruların başında; Hocam, biz Torbeşler kimleriz?
BÖYLE BİR IRK VE KAVİM YOK
Bakınız değerli okurlarım; Öncelikle şu hususu açıkça belirtmek isterim ki, dünyada Torbeş - Pomak ve Potur diye bilinen bir etnik
ırk ve kavim yoktur! 4. yüzyılın başından itibaren batıya doğru ilerleyen Hunlar,
376 yılında Volga ırmağını geçerek, Balkanlar'da yerleşmeye başlamışlardır.
Attila önderliğindeki Hunlar, zamanla güçlerini kaybedince Slav göçlerini takip eden Türk Boyları, bölge halkının arasında asimile olmuşlardır. Osmanlı'nın Balkanlar'ı fethinden sonra, Türk örf ve ananelerine uygun olarak yaşamaya başlamışlardır. Şehirlerde ve ovalarda yaşayanlar, kısa sürede Türkçe'yi
öğrenip konuşmaya başlamışlar ve Türk - Yörük topluluklarına karışıp yaşamlarına devam etmişlerdir. Fakat Özellikle, Makedonya'nın Batısında dağlık kesimlerde Türkçe tam olarak yaygınlaşamamıştur. Bu bölgede özellikle; Osmanlı Devleti'ne 400 yıldan fazla bir süre sadakat ile bağlı olan kardeşlerimize ve bizlere, Osmanlı'nın bölgeyi terk ettiği 1912 yılından sonra, Sırp Krallığı tarafından sistemli olarak uygulanan asimilasyon politikaları neticesinde bölge halkına önce Türkçe unutturulmuş, ardından; bir torba hurda (çökelek) karşılığında ve kılıç zoru ile Müslüman oldukları söylenerek, aşağılarcasına bu özde Türk- İslam soyundan gelen kardeşlerimize,
Torbeşler demeye başlamışlardır. Bölge halkının 500 yılda tam 6 kez soyadları ve etnik kimlik ibareleri değiştirilmiştir. Halbuki; Osmanlılar bölgede yaşayanları, Slavların iddia ettikleri gibi, kılıç zoru ile Müslümanlaştırmış olsalar idi, günümüzde bölgede bırakın insanları, horozlar dahi Allahuekber derlerdi !!! Oysa bölgeyi tanıyanlar gayet iyi bilirler ki, zorla Müslümanlaştırmayı bırakın, bilakis Osmanlı bölgede yaşayan Hıristiyan ahalinin, Manastır ve kiliselerini onarmış, ibadetlerine açık tutmuş ve kendilerine her türlü dini özgürlüklerini tanımıştır. Bizler; Makedon olsaydık,
atalarımız neden Makedonlardan baskı ve zulüm gördüler? Ben 60 yaşıma geldim, Makedonya'ya defalarca gittim. Ammaaaaa.... Hem Makedon olup,
hem de Müslüman olana hiç rastlamadım. Önce 1945’te kabul edilen ve 1968 yılından itibaren de Yugoslavya Devleti tarafından uydurulan, Makedonski Muslimani safsatasına da hiç inanmıyorum. Atalarımız neden göçe zorlandılar?
İşte asıl düşünülecek mesele budur. Şu hususu da iyi bilmek gerekir. Bölgede;
Osmanlılar'dan önce Hıristiyanlar yaşamaktaydı.
OSMANLI ASKERLERİNİN TORUNLARI
Reka Bölgesi'nden örnek vermem gerekirse, köylerdeki Hıristiyanlardan bazılarının İslamiyeti kabul ettiklerini ve bizlere karıştıklarını, bazı Makedon ve Türk Tarihçiler ise; Burada askerlik yapan Osmanlılar 'dan bazılarının bu köylerdeki Makedon kadınlar ile evlendiklerini ve bu evliliklerden doğan çocuklarını Torbeş diye nüfus kütüklerine yazdırdıklarını iddia etmektedirler. Makedonya'da Torbeşler genellikle; Şardağ - Korab - Bistra - Deşat -Stogovo -Kırçin dağları arasında ve Köprülü ( Veles ) -Prilep- Debre - Struga - Gostivar - Kalkandelen ( Tetovo), Tikveş- Kavadartsi ve Üsküp civarında yoğun olarak yaşamaktadırlar. Bulgaristan 'da Pomak olarak adlandırılmaktadırlar. Özellikle Balkan Harbi'nden sonra bu insanlar, kendilerini TÜRK hissettiklerinden dolayı Slavlaşmayı kabul etmeyerek, ölümü göze alarak, gizlice ve kitleler halinde TÜRKİYE' ye göç etmişlerdir. Balkan Savaşları sırasında sadece; Tikveş bölgesinden 24 Torbeş köyü göç etmiştir. 18 bin kişilik Türk nüfusa sahip olan Tikveş bölgesi göçler sonrası, 1931 yılında 4 bin 100 'e, günümüzde bu sayı 452'ye düşmüştür. 19. yüzyılda 8 bin 605 olan Torbeş nüfusu, 1931'de 3 bin 166'ya, günümüzde ise yok denecek sayıya gelmiştir. Bu örnek sadece Tikveş bölgesine aittir. 1958 – 1962 yılları arasında Rekalar bölgesinden yoğun bir göç yaşanmıştır. Kısaca; hiç kimse durup dururken göç etmez !!! İşte böyle değerli okurlarım..! Bu gerçekleri bilmemiz gerektiğine inanıyorum.!

http://www.balkangunlugu.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=9151:makedonyann-batsnda-torbe-gercei-1&Itemid=150



o
Makedonya'nın Batısında Torbeş Gerçeği -2


Pazartesi, 28 Ocak 2013 19:44
Bir önceki makalemde Makedonya'nın özellikle batısında yaşayan, Torbeşler'in kim olduklarını anlatmaya çalıştım. Siz değerli okurlarımın gösterdiğiniz olumlu tepkiler ve şahsıma göndermiş olduğunuz e-mailleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu makalemde de Torbeşlerin neden Türkçe dilini konuşmadıklarını, sizlere anlatmaya çalıştım. Zira bu konuda bana katıldığım tüm etkinliklerde sorular sorulmaktadır. Bu konularda sizleri aydınlatmaya gayret edeceğimi bilmenizi istiyorum. Cenab-ı Allah, ömür verdiği sürece bilgilerimi, belgeleriyle gerek bu şekilde gerekse göç öyküleri şeklinde sizlerle paylaşacağımı bilmenizi istiyorum.

TC HÜKÜMETİ VE TİKA SAYESİNDE
Bu konu bizleri yıllardan beri meşgul etmiştir. Gerek Makedonya'da ve gerekse Türkiye' de yaşayan bu yörenin insanları, neden Türkçe dili konuşmak yerine, Makedonca dilini konuşmaktadırlar. Rekalar bölgesinin yanı başında, Kocacık bölgesinde Türkçe konuşulmasına rağmen, yöredeki Torbeş köylerinde Türkçe konuşulmamaktadır. Günümüzde T.C Hükümeti ve T.İ.K.A. Kuruluşu sayesinde Mavrovo-Rostuşa sınırları içinde, Türkçe Dil Kursları açılmıştır. Bu kadarı bile yöre insanı için sevindirici bir gelişmedir. Öncelikle şu husus iyice bilinmelidir ki, hiç kimseyi, Türkçe'yi konuşamadığından dolayı kınamak bence doğru bir yaklaşım değildir. Günümüzde bile Türk oldukları halde, Türkçe konuşamayan insanlar ve topluluklar mevcuttur. Asıl önemli olan husus, 500 yıldan beri Türk- İslam şuuru içinde yaşamış, gelenek - görenek ve kültürleri ile Türk insanı ile aynı yaşam değerlerini paylaşan bu insanları, dışlayarak kaybetmek yerine, neden Türkçe konuşamadıklarını doğru tespit ederek, bölge insanı ile yakınlaşmak ve en azından onlara geçmişlerini hatırlatmamız lazımdır. Ben sizlere naçizane durumu özetlemeye çalışayım.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRKÇE DİL SORUNU
Manastır Vilayeti'nin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Osmanlı'nın en eski nahiye merkezlerinden olan, Reka-i Bala (Yukarı -Reka) ve Reka-i Zir (Aşağı Reka ) isimli iki nahiye, İstanbul'daki Padişah fermanı ile birleştirilerek o zamanki ismiyle Zarnanisa, bugünkü ismiyle Jirovnisa Köyünde, Miladi 13 Kasım 1887 tarihinde Rekalar Kazası kurulur ve Arnavutluk MAT kazası kaymakamı Cemal Paşa Kaymakam olarak atanır ve 1912 yılına kadar bu görevde kalır. İlk olarak, 1887 yılında Jirovnisa'da 4 yıllık eğitim veren ''İPTİDA'' Mektebi açılmış ve bu mektep, I. Meşrutiyet'in ilanı olan 1908 yılına kadar hizmet vermiştir. Bu mektep 1908 yılında kapatılıp Kuran Kursu olarak hizmet vermiştir. Kapatılan İptida Mektebi yerine 1947 yılına kadar eğitim ve öğrenim hizmeti verecek olan ''RÜŞTİYE MEKTEBİ '' açılmıştır. Rüştiye mektebi 6 yıllık eğitim vermiştir. 1912 yılına kadar Türkçe ( Arap harfleri ) ile eğitim verilmiştir. Bu yörede şayet Türkçe konuşulmuyor olsaydı RÜŞTİYE MEKTEBİ neden açılmış idi? 1912 den 1915 yılına kadar bazı derslerde Makedonca ders verilmiş. 1912 -1929 yılları arasında hiç bir kız öğrenci eğitim görmemiştir. Kız çocukları 1929 yılından sonra tekrar okulda öğrenim görmeye başlamışlardır. 1927 yılında Sırp Krallığı’nın Jirovnisa Köyü’nü askeri güç ile istila edip, teslimiyet anlaşmasını imzalatmasının ardından okulda Türkçe eğitime son verilmiştir. Sadece 1941 -1944 yılları arasında Arnavutça dil dersi verilmiştir. Sadece 1941- 1944 yılları arasında Arnavutça dil dersi verilmiştir. Kısaca; 1912 yılından sonra İsimleri ve etnik kimlikleri tam 5 kez değiştirilen bu yöre insanlarının asimile edilerek nasıl dillerinden kopartılıp Makedonca öğrendiklerini ve Makedoncayı ana dilleri olarak neden kabul ettiklerini bilmemiz gerekir. Bizim büyük annelerimiz ve büyük babalarımız ve onlardan önceki nesiller Türkçe biliyorlardı. Bu gerçekler bölgede uygulanan Slavlaştırma politikalarının ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Yaşlılarımız bizlere şöyle derlerdi; ''Bizler Osmanlı gittikten sonra dilimizi kaybettik fakat dinimizi vermedik.!! '' Makedonya Türkleri’nin değerli aydınları, buraları bilmeden, buralarda yaşamadan, bu insanlara karşı olumsuz düşünceler içinde olmak yerine, biraz da yolunuz buralara düşsün. Gidin, tanışın. Yöre insanları ile sohbetler yapın. Onları Türkleştirmeye çalışmadan onlara kaybettiklerini hatırlatmaya çalışın. İnanın kazanan sizler ve Türklük olacaktır..
Ben inanıyorum ki; Vakit henüz geçmiş değil...
Kaynak: balkangünlüğü Google

Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Habere Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
31266
Güvenlik kodu giriniz
:
Web Tasarım ve Yazılım: Klas